• Vadi'nin Medya Penceresi

12 Aralık 2017 Salı

Emek is ticaret
SON HABERLER

Acil Durumlara Hazır mıyız?


  • 22 Eylül 2017 Cuma
Acil Durumlara Hazır mıyız?
Acil Durumlara Hazır mıyız?

GRÜ İdari ve Mali İşler Başkanlığı Sivil Savunma Biriminden Yaşamadan-Etkilenmeden Farkında Olmadığımız/Olamadığımız Tehlikelere Karşı Bir Farkındalık Uyası!

Eylül ayı boyunca izlediğimiz şu haberlere hep bir başka şekilde odaklandık:  8.1 büyüklüğündeki deprem Meksika’yı vurdu... Deprem uzmanları, çok fazla can kaybı yaşanmamasını depremin şehir merkezlerine uzak bölgede gerçekleşmesine ve alınan önlemlere bağlıyor. Ancak deprem bilimciler, depremin ardından oluşan yer kabuğu gerginliğinin, dünyanın herhangi bir yerinde 10 gün içerisinde başka büyük bir depremin oluşmasına neden olabileceği öngörüsünde bulunuyorlar (Nitekim, Meksika 7.1 büyüklüğündeki depremle sarsıldı)... İrma kasırgası Karayipler’i yıktı geçti... En yüksek kasırga derecesinde olan felaket için, Florida eyaletinde 6 milyon kişiye tahliye çağrısı yapıldı... Meteorolojiden yapılan açıklamada, ülkemizin kuzeydoğu kesimlerinde etkili yağış tahmin ediliyor denilerek, vatandaşlarımıza su baskını ve sel tehlikesine karşı tedbirli olun çağrısı yapıldı…

Yaz mevsimine vedaya hazırlandığımız şu günlerde, yukarıda sıralanan haberleri her duyuşumuzda birçoğumuzun dikkatini çekti. Deprem ve kasırga haberleri, bazılarımızı ürpertti ya da dehşete düşürdü… Aslında, her biri bir doğa olayı olan bu vakalar, dünya üzerinde yüzyıllardır hayatın doğal akışı içerisinde gerçekleşmektedir. Ancak, geçtiğimiz on yıllar içerisinde doğa olaylarının afete dönüşme sıklığında büyük artışlar yaşandığını gözlemliyoruz… Yaşadığımız afetleri çoğunlukla bir doğa olayı tetiklenir; ancak, her doğa olayı afete dönüşmez. İnsanların yaşamadığı yerlerde de deprem, heyelan, su taşkınları, çığ, fırtına gibi doğa olayları yaşanmakta, ancak afete/felakete dönüşmedikleri görülmektedir.   
 
Afet, toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durdurarak veya kesintiye uğratarak, insanın/toplumun baş etme kapasitelerinin yetersiz kaldığı doğa, teknoloji veya insan kaynaklı olaylar olarak tanımlanıyor. Afet tehlikeleri kökenlerine göre; deprem, sel, kuraklık, heyelan, volkan patlaması gibi doğal; endüstriyel, nükleer ve büyük taşımacılık kazaları gibi teknolojik; savaş, terör olayları, iç çatışmalar gibi insan kaynaklı tehlikeler olarak ayırmak olasıdır. Bununla birlikte depremler, seller, volkan patlamaları, fırtına ve tayfunlar gibi ani gelişen tehlikeler veya kuraklık, erozyon, küresel iklim değişiklikleri gibi yavaş gelişen tehlikeler olarak da sınıflandırılabilmektedir. Afet tehlikesi, konuma bağlı olarak içinde bulunulan yere, bölgeye veya ülkeye göre değişmektedir. Afetlerin insanlar, insanların yerleşim alanları ve çevre üzerindeki doğrudan etkisi vardır. Ancak, afet bir olayın kendisi değil, doğurduğu bir sonuçtur. Can kayıpları, yaralanma ve sakat kalmalar, yapı ve altyapı hasarları, mal-mülk kayıpları, hayvan ve tarımsal kayıplarla doğrudan insan hayatını etkiler.
 
Doğa olaylarının afete dönüşmesine büyük çoğunlukla insan davranışları ve aktivitelerinin neden olduğu sosyal, kültürel, fiziksel, ekonomik (vb.) hareketlerin yaşam alanlarını ve doğal çevreyi bozması yol açmaktadır. Örneğin; deprem bölgelerine, özellikle fay hatlarına yakın kurulan şehirler, akarsu yatakları veya heyelan bölgelerindeki yerleşimler afet olaylarını tetikleyen etkenlerdir. Bu olumsuz koşullara rağmen, olası felaketlere karşı alınması gereken tedbirlerin göz ardı edilmesi, akılcılıktan uzak planlamalar ve eğitimsizlik doğa olaylarını afete/felakete dönüşmesine yol açmakta, büyük can ve mal kayıplarına neden olmaktadır. Her gün medyanın gündeme taşıdığı ve kaynağı tamamen yine insan olan savaş, terör, iç çatışmalar, kıtlık ve yol açtıkları büyük göç ve mülteci hareketleri, nükleer tehdit, kimyasal tehlikeler vb. olaylar/olgular insan kaynaklı felaketler olarak kabul edilmektedir. Şu sıralar hepimizi dehşete düşüren Kuzey Kore’nin gerçekleştirdiği hidrojen bombası deneyi ve tüm itirazlara rağmen devam ettiği füze denemelerini ve ABD ve bu coğrafyaya yakın devletlerin verdikleri tepkileri kaygıyla izlemekteyiz.  Bugün yaşanabilecek bir nükleer savaş tüm insanlığın felaketi olur.
 
Afet, türüne ve şiddetine göre büyük yıkımlara yol açıyor. Afetlerin yol açtığı zararların gözle görülen (fiziksel) kayıplarını iyileştirmek bazen uzun zaman alsa da mümkün olabiliyor. Ancak, daha ağır olanı ve ilk başlarda fark edemediğimiz manevi etkileri; toplumsal dayanışmanın kırılması, işsizlik, kayıpların neden olduğu ruhsal çöküntüler, aileler arası dayanışmanın zayıflaması vb. olgular, insanları derinden etkileyebiliyor ve onarılması daha uzun zamanlar alabiliyor.

Ancak, tüm olumsuzluklarına rağmen afetlerden korunabiliriz... Afetin her türünden korunmak, insanın kararlılığı ile mümkündür... Yani çare, yine insanın kendisi… Tehlikeler tamamen yok edilemese de, riskleri azaltılarak etkileri kırılabilir ve felakete dönüşmeleri önlenebilir. Afetlerin yol açabileceği tehlikelerden korunmak için ilk adımlardan biri toplumun/bireyin “Afet Bilinci Kültürü” ne sahip olması/oluşturulabilmesidir. Afet bilincine sahip olmak, her türlü tehlikenin getireceği zararlardan korunarak, bilgili ve hazırlıklı yaşamaktır. Bireyi bir tehlike anında sadece o andaki bilgisi ve doğru davranışları kurtarabilir. Doğru davranışı uygulayabilmek için de eğitimli olmak ön koşuldur. Bilimsel birçok araştırma, kişinin ölüm çekincesiyle yüz yüze geldiği ya da felakete tanık olduğu büyük gerginlik ve baskıya yol açan durumlarda, uygulaması gereken doğru davranış kurallarını eyleme geçirmede çok güçlükler yaşayabileceğini ortaya koymuştur. Peki, bizi şoka uğratabilecek beklenmedik olay veya tehlikelerle nasıl baş edebiliriz, canımızı nasıl koruyabilir/kurtarabiliriz?.. Bilim insanları ve uzmanlarının yorumu; acil durumlara hazırlıklı olmaya yönelik eğitimler ile kişinin bilgi düzeyi ve fiziksel hazırlığı kesinlikle çok önemli işleve sahip ve çok işe yaradıklarının altı çizilmiş... Kısacası, önceden alınan bilgi can alıcı önem taşıyor, hayatta kalmamızı sağlıyor.

Afet Bilinci Kültürü’ne sahip olmak, bireyin toplumsal bir sorumluluğudur. Bu sorumluluk bilinci ve bu anlamdaki gönüllülük oranı batı toplumlarında çok yüksektir. Afet kültürü kazanmakla, hayatın her alanında ve beklenmedik zamanlarda oluşabilecek tehlike ve riskleri fark edebilmeyi, doğru müdahaleyi, sorumluluk alabilmeyi; bu anlamda toplumsal güç birliği oluşturarak, deprem gibi kitleleri etkileyen büyük çaplı olaylarda sorunlara çözüm birlikte üretebilme becerisini kazanabiliriz. Yaşadığımız iletişim çağında, Afet Bilinci Kültürü toplumsal yaşam kalitesinin yükselmesinde rol de oynar... Bilgi avuçlarımızda… Bir tuşla anında dünyanın bilgisine ulaşabiliriz!..  Unutmayalım; bir gün her birimiz ilk yardıma ya da kurtarılmaya muhtaç olabiliriz. Bu hakkı yarın talep edebilmek için bugün sorumluluk alabilmeliyiz. Bu anlamdaki toplumsal sorumluluğumuzu örnekleyecek olursak; Ülkemizde trafik kazları oranı oldukça yüksektir. Neredeyse her gün ölümle sonuçlanan ve hepimizi üzen kaza haberleri işitiyoruz. Sadece Kurban Bayramı tatilinde 100’den fazla yurttaşımız hayatlarını kaybettiler. Bir trafik kazasına tanık olduğumuzda, uzaktaki izleyici olmak yerine, yeteneklerimizi sergileyebileceğimiz kurtarıcı rollerini üstlenebiliriz. Trafik kazalarının sonuçları genellikle ağır olur. Bizler “bilgimiz çerçevesinde” müdahale ederek, kazanın daha da ağırlaşmasının önüne geçebiliriz. Örneğin: Çevre güvenliğini sağlayabiliriz. Yaralıları değerlendirme, 112’den ilk yardım isteme, ilk yardım yapma (sadece eğitimliler yapabilir), gelen sağlık ekibine yardımcı olma gibi roller alabiliriz. Elbette ilk yardım yapabilmek için mutlaka ilk yardım eğitimden geçmeliyiz.

İlk yardım hep önemle üzerinde durulan bir konudur. Her gün medyada ilk yardıma ilişkin kamu spotlarını izliyoruz. Üstelik trafik kazalarında ölümlerin %10 u ilk 5 dakikada, %50’si ilk 30 dakikada gerçekleşmektedir. Altın dakikalar dediğimiz o 30 dakika içinde bir hayatı kurtarmak mümkün olabiliyor. O anlarda, tehlike varsa yaralıyı güvenli bir şekilde araçtan çıkarma, kanamaları durdurma, suni teneffüs ve kalp masajı yapma gibi hayati uygulamaları çok iyi öğrenilmesi bir zorunluluktur. Bu beceriler ancak ilk yardım eğitimleri ile kazanılabilir. Ülkemizde ilk yardım eğitimleri Sağlık Bakanlığının koordinasyonunda, yine aynı bakanlıkça yetkilendirilmiş kamu ve özel kuruluşlar tarafından verilmektedir. Küçük bir araştırma ile ilk yardım eğitimlerinin nasıl ve ne şekilde alınabileceğini öğrenebiliriz.  Aynı şekilde, afet bilinçlendirme eğitimlerine katılarak, temel afet bilgilerini öğrenip beceri kazanabiliriz. Bu eğitimlere ulaşmada güçlük yaşıyorsak, internetten AFAD Başkanlığı, Kızılay, AKUT gibi kamu kurumları veya kamuya yararlı derneklerin sitelerine ulaşarak, başta deprem konusu olmak üzere, kimyasal, biyolojik ve radyasyon tehlikesi, nükleer tehlike, yangın, sel ve çığ tehlikelerine karşı alınması gereken önlemlere ilişkin bilgilere yazılı metin olarak ulaşıp başvuru kaynağı yapabiliriz. Aynı şekilde, yerel afet ve acil durum yönetimi ve sivil savunma gibi kamusal alana yerleşik birimlere başvurarak eğitim alabiliriz. Unutmayalım; İlk Yardımcı olabilmenin tek koşulu “sertifikalı ilk yardım kurslarına” katılarak, "İlk Yardımcı Belgesi" almaktır. Belgesi olmayanların müdahale yetkisi yoktur!.. Elbette, tüm bu kazanımlar için gönüllü olmalıyız. Ve kendimizi yenileyebileceğimiz sürekli bir eğitim olmalıdır.

Bitirirken; beklenmedik felaketlere ve tehlikelere karşı hazırlıklı olmak, kişinin hayatta kalma olasılığını artırdığı bilimsel bir gerçektir. Her türlü tehlikede ihtiyacımız olacak Acil Durum Eylem Planı beklenmeyene hazırlıklı olabilmek için yapabileceğimiz şeyler arasındadır. Tecrübeler, afet kültürünü kazanıp, bir kez bu deneyimi yaşamış bireylerin, benzer olayları ya da durumlarla karşılaştığında, tehlikelere çözüm bulma olasılığı daha çok artacak, daha bilinçli düşünme, davranma ve kolay mücadele edebilme becerisi kazanacaklarıdır.  Halkımıza ve öğrencilerimize yeni eğitim yılında tehlike ve afetlerden uzak bir yaşam diliyoruz.
Ertuğrul YALÇIN
Giresun Üniversitesi  Sivil Savunma Uzmanı
ertuyalcin@gmail.com
0454 310 10 52

Okunma Sayısı: 189

Haber Kaynağı: Giresun Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Koordinatörlüğü

Haber Editörü: Seyit Güvendi

Haber Etiketleri: Acil Durumlara Hazır mıyız?, aramalar

HABERİ FACEBOOK ÜZERİNDEN YORUMLA

EN SON HABERLER

alfabesoft
Puan Durumu

HARŞIT VADİSİ FACEBOOK

HABER DERECE

HarsitUser 5 / 10 189 9

Sitene Ekle