"COVID-19'un Tetiklediği Hastalık, MİSOFOBİ"

612

Bunlardan biri de, kiÅŸinin mikrop bulaÅŸması endiÅŸesiyle hayatını olumsuz yönde etkileyecek düzeyde önlem alması olarak tanımlanan, misofobi! Özellikle obsesif kompulsif bozukluÄŸu bulunan kiÅŸilerde daha sık rastlanan bu durum, kiÅŸinin korku ve kaygı düzeyini kontrol edememesi nedeniyle hayat kalitesini ciddi boyutta düşürebiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Psikolog Cansu İvecen, Covid-19'un bulaÅŸma riskinin belirsizliÄŸi misofobi vakalarında artışa sebep oldu. Misofobi tedavi edilmediÄŸi takdirde kiÅŸinin kendini mutsuz hissetmesine, kaygısının artarak devam etmesine, gelecekle ilgili umutsuzluk ve çaresizlik duyguları nedeniyle depresyon ve obsesif kompulsif gibi çeÅŸitli hastalıklara yakalanmasına yol açabiliyor. uyarısında bulunuyor. 

Ya mikrop veya virüs kaparsam

Misofobi; kiÅŸinin günlük hayatını olumsuz yönde etkileyecek düzeyde korku ve kaygı uyandıran mikrop kapma ya da pislik bulaÅŸması gibi düşünceler sebebiyle fazladan önlem alma durumu olarak tanımlanıyor. Misofobi denilince akla öncelikle mikrop ya da virüs kapma korkusu gelse de, bu sorunu yaÅŸayan kiÅŸiler vücut sıvılarından pislik bulaÅŸması endiÅŸesini de yoÄŸun bir ÅŸekilde hissediyor. İlk kez 1879 yılında Dr. William Alexander Hammond tarafından tanımlanan bu korkunun Covid-19'la beraber daha fazla görüldüğünü anlatan Psikolog Cansu İvecen,Misofobi, belirsizlikle beraber ortaya çıkan endiÅŸe duygusuyla baÅŸ etmede güçlük yaÅŸayanların dokunduÄŸu yerlerden mikrop kapacakları gibi olumsuz düşünceleriyle tetiklenebiliyor diye bilgi veriyor. 

Eller defalarca yıkanıyor, temizlik abartılıyor


Peki, misofobi nasıl ortaya çıkıyor. Psikolog Cansu İvecen, bu soruya şöyle cevap veriyor: Genetik ve çevresel faktörler misofobi geliÅŸmesine neden olabiliyor. Özellikle obsesif kompulsif bozukluÄŸa sahip olan kiÅŸiler risk altında. Misofobi, kirlenme ve mikrop kapmaktan duyulan aşırı korkuyla birlikte çok kez el yıkama, duÅŸ alma sayısının artması ve süresinin uzaması, temizlik ile antibakteriyel ürün kullanımının normalin çok üzerinde olması, kirli ya da mikroplu olduÄŸu düşünülen yerlerden kaçınma gibi belirtilerle ortaya çıkıyor. Bu kiÅŸiler sadece mikroplardan deÄŸil, ayrıca kirlilikten ve salgın hastalıklardan da korkuyor ve bu korku hali kiÅŸinin yaÅŸam kalitesini ciddi boyutlarda düşürebiliyor. 

Alınan aşırı önlemler kaygıyı ağırlaştırıyor

Kişinin gerçek bir tehlike karşısında önlem alması hayatta kalmasını sağlıyor. Ancak misofobi yaşayanlar, gerçek bir tehlikeyle karşı karşıya kalmasalar bile, algıladıkları, farkında oldukları ve anlamlandırdıkları bir takım durumlara karşı oluşan tehlikenin yüksek olduğunu düşündükleri için artan bir korku ve kaygı yaşayabiliyorlar. Bu tür duyguların kişileri aşırı önlem almaya sevk ettiğine değinen Psikolog Cansu İvecen, şöyle devam ediyor: Düşünsel olarak oluşan tehlikeyi sonlandırmak adına aldıkları birtakım önlemler kaygı duygusunun tetiklenmesine ve artarak devam etmesine sebep olabiliyor. Kişi tehlikeli olduğunu düşündüğü yerlerden kaçınıyor. O ortamda bulunması gerekirse de yaşadığı kaygıyı azaltmak için düşünsel ve davranışsal olarak önlemler alıyor. Onun için tehdit içeren yer, iş yeri, hastane, ev ziyareti gibi kalabalık ortamlar ya da ortak tuvalet kullanımının olduğu yerler olabiliyor. Mikrop kapma korkusuyla beraber aşırı antibakteriyel ürün kullanımı, mikrop kapma olasılığının olacağı ortamlardan kaçınma gibi bir takım önlemler kişinin anlık olarak kaygısını azaltsa da, uzun vadede bu duygunun daha da artmasına ve alınan önlemlerin fazlalaşmasına neden oluyor. Bu da günlük yaşamında yapabileceği ve ihtiyacı olan birtakım aktiviteleri gerçekleştirmesini önlüyor.

Tedaviyle çözüm sağlanabiliyor


Misofobi tedavi edilmediÄŸi takdirde kiÅŸinin yaÅŸamını ciddi boyutlarda kısıtlayan bir hale dönüşebiliyor. Kaygı duygusunun artarak devam etmesinin gelecekle ilgili umutsuzluk ve çaresizlik hissini tetikleyebildiÄŸini kaydeden Psikolog Cansu İvecen, Ayrıca endiÅŸe duygusunun devam etmesi kiÅŸinin kendi yaÅŸamıyla beraber birlikte yaÅŸadığı kiÅŸileri de olumsuz etkileyeceÄŸi için aile ve sosyal iliÅŸkilerinin bozulmasına yol açabiliyor. diye konuÅŸuyor. 

Misofobi belirtileri gösteren kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğine dikkat çeken Psikolog Cansu İvecen, tedavi süreci hakkında şunları söylüyor: Tedavinin şekli kişinin kaygı düzeyine göre belirleniyor. Kaygı bozukluklarında kanıta dayalı bilinen ve en yaygın kullanılan tedavi yöntemi, bilişsel davranışçı terapileridir. Bu tedavi yönteminde kişi, kaçındığı durumlara terapistle beraber planlanarak, aşamalı olarak karşı karşıya geliyor. Hatalı değerlendirmeleri ile davranışının işlevi sorgulanarak bilişsel yapılanmanın yeniden oluşmasına fayda sağlanıyor. Böylece kişi bulunduğu ortamı ve davranışlarını, aldığı önlemi daha gerçekçi bir şekilde değerlendirebiliyor. Psikoterapiyle birlikte medikal tedavinin düzenlenmesi terapi sürecinin etkinliğinin daha artmasını sağlayabiliyor. Tedaviyle birlikte hastanın tehlike algısının değişmesi ve bu doğrultuda baş etme becerilerinin artmasıyla misofobi sorunu ortadan kalkabiliyor. diyor.



Giriş: 18 Ocak 2021 | Güncelleme: 18 Ocak 2021 | Okunma: 612


Kaynak:



QR Kod

Bu karekodu kullanarak haberi telefonunuzda görebilir ve paylaşabilirsiniz.