"Diyabet Göz Sağlığını Tehdit Ediyor"

631

Diyabet, ülkemizde görme kaybının en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Uygun ÅŸekilde tedavi edilmediÄŸi ve düzenli takip edilmediÄŸi takdirde geri dönüşü olmayan kalıcı görme kaybına ve körlüğe yol açabiliyor. Acıbadem AtaÅŸehir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, diyabetik retinopatinin diyabetin en sık görülen ve tedavi edilmediÄŸi takdirde körlüğe neden olabilen en önemli komplikasyonu olduÄŸunu belirterek, Retina, gözün içini kaplayan ve görüntüyü algılayarak beyne ileten sinir tabakasıdır. Aslında görme fonksiyonunu gerçekleÅŸtiren ana yapıdır. Diyabetik retinopatide bu yapı yüksek kan ÅŸekerine baÄŸlı olarak hasar görür ve tedavide gecikildiÄŸinde kalıcı görme kaybı oluÅŸur. diyor.  Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan,  bu nedenle diyabetik retinopatinin erken dönemde tedavi edilmesinin göz saÄŸlığı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, Diyabet tanısının ardından, hiçbir yakınmaları olmasa bile hastaların düzenli göz kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir. Bu sayede, ortaya çıkan sorunlara erken dönemde müdahale edilmesi, görme kaybı riskini önemli ölçüde azaltır ve çoÄŸu zaman önlenebilir hale getirir diye konuÅŸuyor.  

Her 10 hastadan yaklaşık 3’ünde görülüyor

Gözün sinir tabakası olan retinanın hasar görmesiyle meydana gelen diyabetik retinopati, diyabetik hastaların yaklaşık yüzde 30–35'inde görülüyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, retinopati geliÅŸme riskinin hastalığın süresiyle doÄŸrudan iliÅŸkili olduÄŸunu vurgulayarak, Genellikle diyabet baÅŸlangıcından yaklaşık 5 yıl sonra gözde ilk patolojik deÄŸiÅŸiklikler ortaya çıkmaya baÅŸlar ve hastalık süresi uzadıkça retinopati görülme sıklığı da artar. Türk Diyabetik Retinopati Epidemiyoloji Çalışması'na göre, diyabet süresi 15 yılı aÅŸtığında hem kadınlarda hem erkeklerde görülme oranı yaklaşık yüzde 66'ya yükselir. Ayrıca, kan ÅŸekeri düzeylerinin iyi kontrol edilememesi ve hipergliseminin uzun süre devam etmesi, retinal hasarın ÅŸiddetini de belirgin ÅŸekilde artırır diyor. 

Kalıcı görme kaybına neden olabilir

Diyabet temel olarak bir damar hastalığı olduÄŸu için kanda yüksek düzeydeki glukozun uzun süre damar içinde dolaÅŸması, damar duvarında yapısal bozulmaya yol açıyor. Bu hasar sonucu kan hücreleri, serum, proteinler ve lipidler, gözün sinir tabakası olan retinaya sızarak, ödem ve kanamalara neden oluyor. Bu tablo görme keskinliÄŸinde azalmayla sonuçlanıyor.  Prof. Dr. Berna Özkan, hastalık ilerledikçe hasar gören damar duvarlarının zayıfladığını ve damarlarda tıkanmalar oluÅŸtuÄŸunu belirterek, Bunun sonucunda retina yeterli kan ile oksijen alamaz, iskemi olarak adlandırılan süreç meydana gelir ve retina hücrelerinde kayıp baÅŸlar. Bu evrede ortaya çıkan görme kaybı sinir hücrelerinin yenilenme kapasitesi olmadığı için çoÄŸu zaman geri dönüşsüz, yani kalıcı olur diye konuÅŸuyor.  Hastalığın ilerlemesi durumunda retina dekolmanı geliÅŸebileceÄŸi uyarısında bulunan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, Bu evreye geldiÄŸinde görme seviyesi yalnızca ışığı ayırt edebilecek seviyeye düşebilir diyor. 

Glokomdan katarakta… 

Diyabet, retina dışında gözün baÅŸka yapılarını da etkileyebiliyor. Katarakt, glokom (göz tansiyonu), kornea ve oküler yüzey hastalıkları ile enfeksiyonlara yatkınlık bu etkiler arasında yer alıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, özellikle enfeksiyonlara yatkınlığın klinik açıdan büyük önem taşıdığını anlatarak,  şöyle devam ediyor: Diyabetik hastalarda immün yanıtın zayıflaması nedeniyle, normalde vücutta zararsız ÅŸekilde bulunabilen ya da günlük yaÅŸamda karşılaşılan mikroorganizmalar, göz içinde ciddi, hatta görmeyi tehdit eden enfeksiyonlara (endoftalmi) yol açabilir. Ayrıca diyabet, göz hareketlerini saÄŸlayan kranial sinirlerde mikroiskemik hasara neden olarak göz kaslarında felçlere ve buna baÄŸlı çift görmeye (diplopi) sebep olabilir.

Yılda bir kez göz muayenesi çok önemli

Diyabetik retinopatide ilk damar deÄŸiÅŸiklikleri baÅŸladığında hastanın görme keskinliÄŸi hemen etkilenmeyebiliyor. Bu nedenle, diyabet tanısı konulduÄŸunda düzenli göz muayeneleri ve ortaya çıkan sorunlara erken dönemde müdahale edilmesi, ciddi görme kaybının önlenmesi açısından kritik önem taşıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, diyabet tanısı alan ve henüz göz bulgusu saptanmayan hastaların yılda bir kez göz muayenesi yaptırmaları gerektiÄŸini anlatarak, Erken dönem retinopati bulguları tespit edildiÄŸinde takip aralığı genellikle 6 aya indirilmektedir. İleri evre bulguların varlığında ise muayene sıklığı, hastalığın ÅŸiddetine ve klinik durumuna göre daha da artırılır diyor. Prof. Dr. Berna Özkan, kontrol zamanı henüz gelmemiÅŸ olsa bile görme keskinliÄŸinde azalma ve görme alanında kayıp fark edildiÄŸinde veya ÅŸiddetli bir göz aÄŸrısı oluÅŸtuÄŸunda zaman kaybetmeden göz hekimine baÅŸvurmanın son derece önemli olduÄŸunu vurguluyor. 

Görme keskinliğinde artış sağlanabiliyor

Günümüz tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada tam görme kaybının önüne geçmek mümkün olabiliyor. Diyabetik retinopati geliştiğinde, damar sızıntısına bağlı retina ödemi oluşmuşsa, göz içi enjeksiyon tedavileriyle ödem azaltılabiliyor. Bu tedavi sayesinde çoğu hastada görme keskinliğinde artış sağlanabildiğini aktaran Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, sözlerine şöyle devam ediyor: Hastalık ilerleyip retina damarlarında tıkanmaya bağlı iskemi, yani doku tahribatı geliştiğinde ise iskemik retina alanlarına lazer fotokoagülasyon uygulanması gerekir. Daha ileri evrelerde diyabetik retinopatiye bağlı göz içi kanama, traksiyonel retina dekolmanı veya bağışıklık sistemindeki zayıflığa bağlı göz içi enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Bu durumlarda vitreoretinal cerrahiyle kanamalar temizlenebilir, retina yeniden yatıştırılabilir ve gözün bütünlüğü korunabilir.



Giriş: 02 Mart 2026 | Güncelleme: 02 Mart 2026 | Okunma: 631


Kaynak: Acıbadem Basın Bülteni



QR Kod

Bu karekodu kullanarak haberi telefonunuzda görebilir ve paylaşabilirsiniz.