"MS Hakkında doğru bilinen 10 yanlış"

634

Yüzyılın salgın hastalığı Covid-19 pandemisi, son yıllarda gerek dünyada gerekse ülkemizde giderek yaygınlaşan MS hastalarını da olumsuz etkiliyor.

Acıbadem Maslak Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. AyÅŸe SaÄŸduyu Kocaman, halen dünyada yaklaşık 3 milyon, ülkemizde ise 50 bin MS hastası olduÄŸunu belirterek MS (Multipl Skleroz), genetik yatkınlık zemininde çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan, etkisini merkezi sinir sisteminde gösteren bağışıklık sisteminde düzensizliÄŸin neden olduÄŸu kronik bir hastalıktır. Yaklaşık bir buçuk yıldır tüm dünyayı derinden etkilemeye devam eden Covid-19 pandemisi, ilk klinik bulgularını yaÅŸayan MS hastalarının tanısında gecikmelere neden oluyor. Ayrıca MS hastalarının pandemi süresince MS ilaçlarına ara vermeleri gerektiÄŸi gibi toplumda doÄŸru sanılan birçok yanlış düşünce, tedavide aksamalara yol açabiliyor. diyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. AyÅŸe SaÄŸduyu Kocaman, 30 Mayıs Dünya MS Günü kapsamında, MS hastalığı hakkında doÄŸru bilinen 10 yanlışı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

MS hastalarının Covid-19'a yakalanma riski çok yüksektir. YANLIŞ

DOÄžRUSU: MS'in bağışıklık sisteminin yetersiz çalışması sonucu ortaya çıkan bir hastalık olduÄŸu ve bu nedenle MS hastalarının Covid-19'a yakalanma riskinin çok yüksek olduÄŸu düşüncesi doÄŸru deÄŸil. Aksine MS bağışıklık sisteminin fazla ve düzensiz çalışması sonucu ortaya çıkar. Normal iÅŸlevi vücudumuzu dışarıdan gelen zararlılara karşı korumak olan bağışıklık sistemi deÄŸiÅŸik nedenlerle merkezi sinir sistemi olarak tanımlanan beyin ve omurilikteki akson dediÄŸimiz sinir liflerine ve onları çevreleyen miyelin adı verilen kılıfa zarar verir. Akson ve miyelindeki hasar sonucunda sinir iletimi yavaÅŸlar, zaman zaman tümüyle durabilir. Böylelikle sinirlerin ilettiÄŸi uyarılar, bu uyarıların etkinliÄŸe dönüşeceÄŸi dokularda algılanamaz ve nörolojik iÅŸlev bozukluklarına yol açar. Bu nedenle de MS'i tedavi etmek için öncelikle bağışıklık sistemini düzenleyici tedaviler veririz. EÄŸer bu tedavilerden istediÄŸimiz yanıtı alamazsak bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavilere geçebiliriz. MS'li bireylerin Covid-19'a yakalanma riski maske, hijyen ve mesafe kurallarına dikkat ettikleri sürece toplumdan farklı deÄŸildir. Yalnızca atak nedeniyle yüksek doz kortizon aldıkları günlerde ve bağışıklık sistemini baskılayan tedavi alanlarda bu kurallara çok daha dikkat edilmesi gerekir. 

MS'li bireylerin Covid-19 aşısı olmaları sakıncalıdır. YANLIŞ

DOÄžRUSU: Tüm MS hastalarına Covid aşısını öneriyoruz. MS'de canlı virüs aşısının yapılması atakları tetikleyebilir. Ancak ülkemizdeki Covid aşıları canlı virüs aşısı deÄŸildir. Bu nedenle hangi aşıya eriÅŸirlerse mutlaka aşı olmaları gerekir. Covid aşılarının MS’li bireyler üzerinde henüz bildirilmiÅŸ olumsuz bir etkisi bulunmamaktadır. Ancak aşının etkili olabilmesi için uygulama zamanı önemlidir, bağışıklık sistemini baskılayan tedavileri alan bireylerde aşı uygun zamanda yapılmazsa etkili olmayabilir. Bu nedenle hastalarımızın uygun zamanlama ile aşı yapılması konusunda doktorlarına danışmalarında yarar vardır. 

MS hastaları pandemi süresince MS ilaçlarına ara vermelidir. YANLIŞ

DOĞRUSU: MS tedavisinin özellikle hastalığın erken dönemlerinde aralıksız sürdürülmesi ilerdeki yıllarda oluşabilecek özürlülüğü engellemesi açısından çok önemlidir. Pandemi süresince tedavilerinin aksatmadan sürdürülebilmesi için ilaç raporları uzatılmış ve hastalarımız ilaçlarını sorunsuz almışlardır. Yalnızca hastanede damar yolundan uygulanan, bağışıklık sistemini baskılayan bazı tedavilerin uygulama aralıkları açılarak hastaların pandemiden olumsuz etkilenmemesine çalışılmıştır. MS ilaçlarını düzenli kullanan hastalarımızın Covid-19'a yakalansalar da obezite, diyabet, hipertansiyon ve benzeri başka kronik hastalıkları olmadığı sürece hastalıklarına ya da ilaçlarına bağlı özel bir sorun yaşamadıklarını gözlemledik.

MS’in tanısını erken dönemde koymak mümkün değildir. YANLIŞ

DOÄžRUSU: MS, kiÅŸiden kiÅŸiye deÄŸiÅŸken belirti ve bulgularla baÅŸlayabilir. Bu belirtiler hastalığın baÅŸlangıç dönemlerinde genellikle kendiliÄŸinden de düzelebildiÄŸi için hastaların hekime baÅŸvurması ve tanı alması gecikebilmektedir. Oysa erken tanı ve uygun tedavinin mümkün olan en erken zamanda baÅŸlanması merkezi sinir sistemine olan saldırıyı engelleyerek sinir hücrelerinin ve iletim uzantılarının korunmasına neden olur. Bu da klinik olarak bize özürlülüğün engellenmesi anlamı taşır. MS’in klasik belirtileri arasında görme azalması, görme kaybı, çift görme, dengesizlik, kol veya bacakta ya da her iki bacakta güçsüzlük, uyuÅŸukluk ve gövdede hissedilen duyu deÄŸiÅŸikliÄŸi sayılabilir. Bu belirtilerden herhangi birini yaÅŸayan bireylerin mümkün olan en kısa zamanda bir nöroloji uzmanına baÅŸvurmasıyla tanı süreci baÅŸlar. MS konusunda deneyimli bir nörolog, ayrıntılı öykü ve muayene ile klinik olarak MS'nin ön tanısını koyabilir. Tanıyı kesinleÅŸtirmede diÄŸer önemli kural ise MS ile karışabilecek diÄŸer hastalıkların dışlanmasıdır. Bu nedenle beyin ve omuriliÄŸin Manyetik Rezonans (MR) görüntüleme ile deÄŸerlendirilmesi çok önemlidir. Kimi olgularda kesin tanı için beyin omurilik sıvısının (BOS) incelenmesi, elektrofizyolojik testler ve kan testleri de gerekebilir. 

MS'in tedavisi yok. YANLIÅž

DOÄžRUSU: Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. AyÅŸe SaÄŸduyu Kocaman MS günümüzde tedavi edilebilir hastalık haline gelmiÅŸtir. Ancak karşımızda kronik bir hastalık olduÄŸunu, bu nedenle tedavinin de uzun soluklu olacağını akılda tutmak gerekir. MS tedavisinde amaç hastalık aktivitesinin mümkün olan en erken dönemde kontrol altına alınması, atakların önlenmesi ve özürlülüğün engellenmesidir. GeçtiÄŸimiz son 15 yılda bu konuda çok önemli yol alınmıştır. İlk atağı ile bize baÅŸvuran hastanın tanısını koyup atağını kortizon tedavisi ile geçirdikten sonra atak önleyici tedavi verme ÅŸansımız var. MS'in seyrini deÄŸiÅŸtiren tedaviler esas olarak ataklı seyirli MS hastalarında ve hastalığın erken evrelerinde en yüksek etkiye sahiptir. Bu nedenle hastaların tedaviye uyumları çok önemlidir. Her hasta için, hasta özelinde karar verilerek uzun dönem kullanılması gereken tedaviye baÅŸlıyoruz ve hastalarımızı yakın izleme alıyoruz. Tanı konduktan sonraki ilk 10 yıl çok önemli, genellikle hastalığın nasıl seyredeceÄŸi bu dönemde belli oluyor. Elbette çevresel faktörlere baÄŸlı olarak ikinci, hatta üçüncü 10 yılda da hastalığın seyrinde deÄŸiÅŸiklik olasılığı var. Ancak yakın hekim izlemi ile hastalık aktivitesini deÄŸerlendirerek gereÄŸinde ilaç deÄŸiÅŸikliklerine de gidebiliyoruz. 

MS'li kadınların hamile kalması sakıncalı. YANLIŞ

DOĞRUSU: Kadınlarda erkeklere oranla yaklaşık 2,5 kat daha fazla görülen MS, özellikle 20-40 yaş arası genç erişkinlik döneminde yani doğurganlık çağında ortaya çıkar. MS gebe kalmaya, doğurmaya kesinlikle engel değildir. Hastalık aktivitesini kontrol altına alan uygun tedavilerle, uygun zamanlama yaparak hastalarımız elbette doğurabilir ve emzirebilir. Son yıllarda tedavi seçeneklerimizin artması hastalarımızı olduğu kadar biz hekimleri de çok rahatlattı. Gebelik öncesi uygun tedavi planlanarak, gebelik sırasında genellikle bağışıklığı düzenleyici tedavilere ara verip doğum sonrasında hastalık aktivitesine göre yine uygun tedavilerle emzirme süreci de geçtikten sonra aynı ya da başka tedavilerle devam etmek mümkün. Önemli olan hastalarımızın hastalık aktiviteleri yatıştıktan sonra gebelik planlamalarını hekimleriyle birlikte yapmaları.

MS hastaları güneşe çıkmamalı. YANLIŞ

DOĞRUSU: Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman En sık duyduğum yanlış inanış bu diyebilirim. Yapılan çalışmalar hastalığın oluşum sürecinde genetik özellikler yanısıra D vitamini eksikliğinin de önemini ortaya koymuştur. Çağımızda özelliklerde büyük şehirlerde yaşam koşulları kişilerin güneşi daha az görmesine, bu nedenle de sıkça karşılaştığımız D vitamini eksikliklerine yol açmaktadır. En sağlıklı D vitamini kaynağı da güneştir. Güneş MS hastalarını olumsuz etkilemez. Yaz aylarında güneş ışınlarının dik geldiği öğlen saatlerinde kol ve bacaklara güneş kremi sürmeden 20-30 dakikalık güneş ışığı almak D vitamini depolarını doldurma açısından önerdiğimiz bir durumdur. Ailesinde cilt kanseri olanlar elbette bu konuda daha dikkatli olmalılar. MS'li bireyler sıcak ortamlarda sinir iletimi yavaşladığı için kendilerini daha yorgun hissedebilirler, ancak bu gelip geçici bir durumdur ve hastalık seyri üzerinde olumsuz bir etkisi yoktur diyor.

MS hastaları egzersizden kaçınmalı, çok yorulmamalı. YANLIŞ

DOÄžRUSU: MS'li bireyler kendini herkesten daha yorgun hissedebilirler. Ancak bu yorgunlukla baÅŸa çıkmanın tek yolu mümkün olduÄŸunca egzersiz yapmak ve hareketli olmaktır. Hareketsizlik MS'li bireyleri herkeste olduÄŸundan daha çok etkiler. Özellikle yürüme güçlüğü olan hastalarımıza hareketsiz kalmamalarını, düzenli yürüyüş ve egzersiz yapmalarını öneriyoruz. Hareketsiz kalan hastalarımızda önceden var olan özürlülük bulgularında artış kaçınılmazdır. Bu nedenle MS'li bireylerin özürlülüğü engellemek için hekimlerinin önerdiÄŸi ilaçları kullanmaları yanısıra düzenli egzersiz yapmaları, saÄŸlıklı beslenmeleri, kilo almamaları ve sigara içmemeleri oldukça önemlidir. 

MS'li her hasta bir gün tekerlekli sandalyaye bağımlı hale gelir. YANLIŞ

DOÄžRUSU: MS, hastaların yüzde 85'inde ataklar ve düzelmelerle seyreder. Yüzde 15 olguda ise hastalığın atak olmaksızın giderek artan yürüme ve denge bozukluÄŸu ile kendini gösteren birincil ilerleyici formunu görürüz. Son yıllarda MS tanı ve tedavisinde gerçekten çok hızlı geliÅŸmeler yaÅŸandı. Yakınması ilk ortaya çıktığında doktora baÅŸvuran hastalara hastalığın en başında tanı koyabiliyoruz. Ataklı seyirli MS hastalarında miyelin yıkımı ve akson hasarına neden olan inflamasyonu erken dönemde kontrol altına alabiliyoruz. Böylelikle eskiye oranla özürlülük oranlarında ciddi azalma oldu. Artık polikliniklerimizde tekerlekli sandalyeye bağımlı hastamız gerçekten çok az. Tedavi süreci iyi yönetilen hastalarda özürlülüğün engellenebildiÄŸini görüyoruz. Tüm MS’li bireylerin az bir bölümünü oluÅŸturan baÅŸlangıçtan itibaren ilerleyici tip MS'de tedavi seçeneklerimiz ne yazık ki hala kısıtlı. Klinik ya da radyolojik aktivitenin sürdüğü ilerleyici faza geçmiÅŸ hastalarda yeni tedavi seçenekleri için bir ÅŸans varken baÅŸlangıçtan itibaren ilerleyici seyri olan, klinik ya da radyolojik aktivitenin olmadığı hastalarda henüz olmak istediÄŸimiz noktada deÄŸiliz. Ancak bu alanda da çok sayıda çalışma devam ediyor. 

MS tedavisi ömür boyu sürer, tedaviyi kesmek mümkün değildir. YANLIŞ

DOĞRUSU: MS, hastaların yüzde 85'inde 20-40 yaş arası genç erişkinlik döneminde ortaya çıkar. Bu yaşlar bağışıklık yanıtlarının en yüksek olduğu yaşlardır. Kişiler yaşlandıkça hastalığın aktivitesi yavaşlar, hatta kaybolabilir. Genellikle 50-55 yaşından sonra uzun süredir hastalık aktivitesi belirtisi göstermeyen bir başka deyişle stabilleşen hastalarda tedaviyi kesip izliyoruz. Bazen hastalık tekrar aktifleşebiliyor, o zaman tekrar ilaca başlamak gerekebiliyor. Bir grup hastada da hastalık aktivitesi tamamen kaybolup ikincil ilerleyici süreç başlayabiliyor. Bu hastalarda da ilaç değişimine gitmemiz gerekiyor. Tedavi penceresi kapanan hastalarda da artık ilacın bir fayda sağlamadığını gözlemlediğimizde bağışıklık sistemi üzerine etkili ilaçları sonlandırıyoruz.



Giriş: 30 Mayıs 2021 | Güncelleme: 30 Mayıs 2021 | Okunma: 634


Kaynak: Acıbadem Basın Bülteni



QR Kod

Bu karekodu kullanarak haberi telefonunuzda görebilir ve paylaşabilirsiniz.