"Tansiyonunuz kontrol altına alınamıyorsa"

300

Dünya genelinde yaklaşık 1 milyar 400 milyon, Türkiye'de de 20 milyon kişinin hipertansiyonla yaşadığı tahmin ediliyor.

Kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olan hipertansiyonun nedenleri arasında genellikle saÄŸlıksız beslenme, genetik yatkınlık, aşırı tuz tüketimi ve hareketsiz yaÅŸam gibi  faktörler yer alıyor. Ancak özellikle dirençli hipertansiyon, böbreküstü bezinde geliÅŸen bazı kitlelerin aşırı miktarda salgıladığı aldosteron hormonundan kaynaklanabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Genel  Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, özellikle iki veya daha fazla tansiyon ilacı kullanmasına raÄŸmen kan basıncı kontrol altına alınamayan ve potasyum düşüklüğü yaÅŸayan hastaların böbreküstü bezi kitleleri açısından mutlaka deÄŸerlendirilmesi gerektiÄŸine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, yüksek tansiyonun nedeninin ayrıntılı ÅŸekilde araÅŸtırılması ve tedavinin altta yatan sebebe yönelik planlanması gerektiÄŸini vurgularken, Günümüzde çoÄŸunlukla kapalı yöntemlerle gerçekleÅŸtirilen cerrahi tedaviyle, aşırı aldosteron hormonu salgılayarak kan basıncını yükselten kitle çıkarılmaktadır. Operasyon sonrasında tansiyon normale dönebilmekte veya kullanılan ilaç sayısı önemli ölçüde azaltılabilmektedir diyor. 

Bu hormon dirençli hipertansiyona neden olabiliyor

Her iki böbreğin hemen üzerinde bulunan ve 4-6 gram ağırlığında olan böbreküstü bezleri, kortizol, adrenalin ile aldosteron gibi yaşamsal önem taşıyan hormonları üretmek ve salgılamak gibi son derece önemli işlevler üstleniyor. Ancak, böbreküstü bezlerinde gelişen iyi huylu bir kitlenin, vücudun su ve mineral dengesini düzenleyen aldosteron hormonunu aşırı miktarda üretmesi durumunda böbreklerde sodyum ve su tutulması, buna bağlı olarak da potasyum kaybı gelişebiliyor. Bu durum kan basıncının yükselmesine ve hipertansiyona yol açabiliyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, fazla salgılanan aldosteron hormonunun dirençli hipertansiyonun en önemli nedenleri arasında yer aldığını ifade ederken, Yüksek tansiyonla birlikte potasyum düşüklüğünün görülmesi aldosteron hormonunun fazla salgılandığını düşündüren önemli bulgulardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu bulguların varlığında böbreküstü bezinde hormon salgılayan bir kitle bulunup bulunmadığının mutlaka araştırılması gerekmektedir uyarısında bulunuyor.

Kitleler çoğunlukla fark edilmiyor

Böbreküstü bezindeki kitleler çoÄŸu zaman belirti vermediÄŸi için genellikle fark edilmiyor. Bu nedenle hastalar iki veya daha fazla tansiyon ilacı kullanmalarına raÄŸmen tedaviden istenen sonuç alınamayabiliyor. Uzun süre kontrol altında tutulamayan yüksek tansiyonun ilerleyen dönemde kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir risk oluÅŸturduÄŸunu belirten Doç. Dr. Mehmet Köstek, Ayrıca, sürekli potasyum kaybı yaÅŸanıyorsa, kas güçsüzlüğünden kalp ritim bozukluklarına kadar uzanan saÄŸlık sorunları geliÅŸebilmektedir. Hastalar bu deÄŸerlerin normale dönmesi için çok fazla miktarda potasyum  takviyesi almak zorunda kalabilmektedir. Dolayısıyla böbreküstü bezi kitlesinde erken tanı ve tedavi son derece önemlidir diye konuÅŸuyor. 

Tanı süreci ayrıntılı değerlendirmeyle başlıyor

Böbreküstü bezi kitlesinin tanısında ilk olarak hastanın tıbbi öyküsü ve ÅŸikayetleri ayrıntılı olarak deÄŸerlendiriliyor. Ardından ilgili hormon tetkikleri isteniyor. Kanda hormon düzeylerinde fazlalık tespit edilmesi durumunda, tomografi ve manyetik rezonans (MR) gibi kesitsel görüntüleme yöntemleri kullanılarak kitlenin hangi böbreküstü bezinde olduÄŸu belirleniyor. 

Kapalı cerrahiyle baÅŸarılı sonuçlar  alınıyor

Cerrahi tedavide amaç, fazla hormon salgılayan böbreküstü bezi kitlesinin çıkarılmasıyla  hormon düzeylerinin en kısa sürede normale dönmesini saÄŸlamak. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, günümüzde bu iÅŸlemin çoÄŸunlukla laparoskopik ve robotik cerrahi yöntemlerle kapalı olarak yapıldığını aktarırken,  Küçük kesilerle yapılan operasyonun ardından hastalar 1-2 gün içinde normal yaÅŸamlarına dönebilmektedir. Ameliyat sonrası dönemde hastaların hormon düzeyleri düzenli olarak takip edilerek, gerekli durumlarda ilaç tedavileri yeniden düzenlenebilmektedir bilgisini veriyor.



Giriş: 30 Temmuz 2026 | Güncelleme: 30 Temmuz 2026 | Okunma: 300


Kaynak: Acıbadem Basın



QR Kod

Bu karekodu kullanarak haberi telefonunuzda görebilir ve paylaşabilirsiniz.