Yakup Hafız Keskin Rahmanın rahmetine Kavuştu

241

Doğankent Süttaşı Mahallesinin yetiştirdiği ender Hafızlardan biri olan Yakup (Hafız) Keskin rahmanın rahmetine kavuştu.

Tirebolu Devlet Hastanesinde yaklaşık 1.5 aydır tedavi gören Yakup Hafız bugün öğlen 12.00 sularında vefat etti. Cenazesi bekletilmeden Harşit'te ikindi vakti kılınan cenaze namazının ardından Çukurköy Gökbelen mezarlığına toprağa verildi.
Yakup Hafız'ın Hayatına Dair
Süttaşı Mahallesinin yetiştirdiği ender Hafızlardan biridir Yakup (Hafız) Keskin.  Kişiliği, karakteri, kendi halindeki iç dünyası ile farklı bir hayat sürdürdü yaşadığı ömrü boyunca.
Yakup Keskin 1929 yılında eski ismiyle Dandı Köyü'nde doğdu. Cibiro İbrahim'in oğludur. Dört erkek ve beş kız olmak üzere toplam dokuz kardeş olarak yaşadılar. Evlilik çağına geldiğinde babası onu İmamoğlu Ali Onbaşı'nın kızı Emine Kahraman ile evlendirdi. Bu evliliklerinden üç kız üç erkek olmak üzere altı çocuk sahibi oldular. 1997'de hayat arkadaşı Emine’yi kalp yetmezliği nedeniyle kaybetti. Çok üzüldü yıllarca aynı yastığa baş koyduğu eşini kaybetmenin acısı ile.
Yakup Hafız ince yapılı, orta boylu bir fiziğine sahipti. Daha sonra sünnet düşüncesiyle sakal bıraktı. Kafasından işlemeli fesini hiç eksik etmedi. Onun asıl önemi küçük yaşlarda elde ettiği Hafızlık unvanı ile oldu. İlk hafızlık çalışmalarına Yeniçero Hafız'ın himayesinde Karabeğ Hafız, Ahmet Hafız ve Hamit Hafız ile birlikte 12-13 yaşında başladı. Hocaları Yeniçero Hafız'dı. Yeniçero Hafız'ın asıl ismi Talip Bayram'dır. Talip Bayram'ın Birinci Dünya Savaşı öncesi Hafızlık unvanını elde ettiği bilinmekte ancak nerede Hafız olduğu ile ilgili bilgilere ulaşamadık. Ancak şurası bir gerçek ki Yeniçero Hafız hafızlığının yanında cesareti, gözü pekliği ile etrafında hemen dikkati çeken bir kişiliğe sahipti. Birinci Dünya Savaşında Ruslara esir düşerek Ermenistan Gümrü’de iki yıl esir hayatı yaşamıştı. Esir hayatı yaşadığı süre içerisinde zaman zaman zulme uğramışlardı. Bir gün düşmanın kötü zulmünden bıktığı için meşe odunu ile Ermeni subayını öldürmüş ve o andan itibaren büyük bir zulümden kurtulmuşlardı.
Yeniçero Hafız'ın hocalığında Hafızlık çalışmaları Belen Mahallesinde iki yıl sürdü. İki yılın sonunda artık ortada Karabeğ Hafız, Yakup Hafız, Ahmet Hafız ve Hamit Hafız gibi pırıl pırıl dört tane hafız oluşmuştu. Hafızlığın bittiği yıl yani 1944 yılında bugünkü Karabeğ Hafız'ın evinin yanında Hafızlık Töreni düzenlendi. Dört hafızın babaları ortaklaşa bir öküz alarak törende kesip diğer ikramlarla birlikte halka dağıttılar. Halkın 400 kişi civarında olduğu belirtiliyor.
Daha sonra dört hafızdan Yakup Hafız, Karabeğ Hafız ve Hamit Hafız, Hafızlıklarını tamamlamak ve talim almak için İstanbul'un yolunu tuttular. İstanbul Fatih'te Gönenli Mehmet Efendi ve Mehmet Biçer'den iki yıl süreyle Kuran ve ilmihal dersi aldılar. Ahmet Hafız İstanbu'a gidemedi. O İmamlık ve Kuran öğretmenliği sınavına girdi. Kuran Kursu Öğretmenliği sınavını kazanarak Doğankent'e fahri Kuran kursu öğretmeni olarak atandı. Daha sonra Ankara'daki sınavda başarılı olarak ilk imam olarak Günyüzü köyüne atandı. Burada iki yıl süreyle görev yaptı.
Diğer üç Hafız İstanbul dönüşü memlekette düğünlerde, cenazelerde, davetlerde mevlitlerde bol bol Mevlit ve Kuran okudular. Okudukça etraflarındakileri mest ettiler. Kuran ehli olmaları nedeniyle etraflarında oldukça itibar görmeye başladılar. Yakup Keskin'in özellikle tecvitle Kuran okuması dikkate değerdi.
Hayatlarını idame ettirmek için aldıkları Kuran ilmi ve eğitimi ile devlet görevlisi olmak istediler. Karabeğ Hafız girdiği imtihanı kazanarak Süttaşı'na imam tayin edildi. Hamit Hafız çok uzun yaşamadı. O da Tirebolularda resmi görev elde etti. Ancak Yakup Hafız aldığı eğitimi bir türlü devlet kademesinde değerlendiremedi. Ya da değerlendirmeye çalışsa da nasip diyerek bir sonuç elde edemedi.
Bunun dışında herhangi bir kişi ya da özel kuruluşta da sigortalı olarak çalışmadı, çalışmak istemedi. Memleketinden kopmadı ya da kopamadı. Onun gençlik devreleri gurbete pek çıkmadığı için ya da gurbetçilik onun döneminde henüz pek başlamadığı için o da dışarı çalışmak için çıkmak istemedi. Köy yaşantısı içerisindeyken ağzından Allah kelamını düşürmedi. Hafızlığını korumak için bol bol tekrar yaptı. Sokakta yürürken bile ağzının hareketlerini görenler onun sure-ayet tekrarı yaptığını hemen fark ediyorlardı. Cenazelerde, düğünlerde, mevlitlerde, asker uğurlamalarında Yasin, Tebareke gibi surelerin yanında güzel dualarını da zaman zaman sergileme imkanı buldu. Tecvitle Kuran okuması hayatına yansımış, günlük konuşmalarının bazılarını bile zaman zaman tecvitle yapmıştı.
Yaşı epey ilerleyen Yakup Hafız hayatını Süttaşı Mahallesi Belen Başındaki oğlu Hasan Ali ile birlikte sürdürmektedir. Sağlık ve sıhhati gayet iyi durumda olup hafta da bir veya iki gün Doğankent'e gidip sayıları epeyce azalan eski dost ve arkadaşlarıyla hasret gidermektedir.
(suttasihaber.com editörü Adnan Yazıcı'nın Kasım 2015'te Yakup Hafız ile ilgili olarak kaleme aldığı yazıyı aşağıdaki bağlantıdan okuyabilirsiniz.)
http://www.suttasihaber.com/…/yakup-hafizin-hayatin…/37.html



Kaynak: Doğankent Süttaşı Haber